Yayınlar

Tabloları Okumak

Resim
Yakın zamanda açıklanan üniversite yerleştirme sonuçları ile okullarımız bir bir gurur tablolarını açıklayarak ne kadar “başarılı” olduklarını kamuoyuna duyurma telaşı içerisine girdiler. Bu yıl da gelenek bozulmadı ve tabloda en üst sırayı tıp fakültesi kazanan öğrenci istatistikleri aldı. Devamında hukuk, diş hekimliği, eczacılık ve mühendislik fakülteleri sıralandı. Dört yıllık ertelenmiş işsizlik vaat eden diğer fakülte ve bölümleri kazanan öğrenciler bu listelerde küçük puntolarla da olsa kendilerine yer bulmayı başarabildiler. Kuşkusuz, bu gurur tablosunun oluşmasında en başta çocukların, sonra öğretmenlerin ve ailelerin büyük emekleri vardır. Daha “nitelikli” öğrenci çekme refleksi ile mevcut tablonun “pembe” kısmını kamuoyuna deklare eden ortaöğretim kurumlarının “gurur tablosu” paylaşımları ilk bakışta göze ne kadar da hoş gelmektedir. Peki ya o tablolara giremeyenler?Ne yazık ki eğitim kurumlarımız “ki bu bence kesinlikle ülke politikası değildir, olmamalıdır”  bir üst eğiti…

Öğretmen ve Öğretmenlik

Resim
Haddizatında öğretmenlik; kutsallığı Hz. Muhammed’in “Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim” hadisine dayanan, kendi çıkar ve isteklerini her şeyden önde tutmaya meyilli insan nefsinin ilimle terbiye edildiği koca yürekliler cemiyetidir.“Yaradandan sonra küçük Tanrımsın, Sende hikmet, kudret bol öğretmenim” diyen Mahzuni’nin canını vermeye hazır olduğudur. Ruhun yakıştığı en güzel suretlerdir öğretmenler ve kuşkusuz Esmaü’l Hüsna’nın apaçık tecellisini gördüğümüz bir hoş düşküdür öğretmenlik. Mesela Er-Rahman’dır öğretmen. Ayırt etmeden hiçbirini birbirinden, seven, koruyan ve kollayandır. Şişman, zayıf, güzel, çirkin, zengin, fakir bilmez öğretmen. Onun için gözyaşlarının rengi hep aynıdır ve hiçbir gülüş daha az mutlu etmez bir diğerinden. Beş parmağın beşi de birdir. Biri olmazsa hepsi eksiktir. Er Rahim’dir öğretmen, hep iyi ve güzel olanı isteyen. El-Aziz’dir öğretmen, mağlup edilmesi zordur. Cahil devlerin karşısındaki cesur kahraman, en meyus vakaların beyaz atlısıdır. Hep mu…

Her Öğretmenin Takip Etmesi Gereken 11 Youtube Kanalı

Resim
Youtube’a en son ne zaman girdiniz? Ya da daha doğrusu Youtube’a girmediğiniz son gün hangisiydi?
Bazen şarkı dinlemek, bazen film izlemek, bazen sadece gülmek için Youtube’a girip bir şeyler izliyoruz, dinliyoruz. Şöyle ki Youtube’a giriş ve Youtube’da geçirdiğimiz zaman her yıl yaklaşık yüzde 60 oranında artıyor.
Bu gün 1 milyardan fazla kullanıcısı olan ve her dakika 300 saatten fazla içeriğin yüklendiği devasa bir platform. Youtube şuan için dünyanın en büyük video kütüphanesi durumunda. Evinizdeki kombinin hangi tuşunun ne işe yaradığına kadar envai çeşit bilgiye rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Böylesi bir platform eğitim-öğretim sürecinde de tabi olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar FATİH Projesi altyapısında Youtube yasaklı da olsa birçok eğitimci derslerinde aktif olarak Youtube üzerinden ulaşıp indirdiği videoları çevrimdışı olarak izletiyor, yaptığı iyi uygulamaları kayıt altına alıp yine aynı platform üzerinden tüm dünyaya ulaştırabiliyor.
Takip ettiğim kanallar içerisinde…

Etkinlik Önerisi: Soru Sepeti

Resim
Hedefler:
Açık uçlu soru sorma,
Farklı yazı tiplerinde okuma yapma,
Duygu ve düşüncelerini konuşarak ifade etme,
Topluluk önünde konuşma.
Sınıf Düzeyi: Etkinlik hemen her sınıf düzeyinde kolaylıkla uygulanabilir bir yapıdadır.
Uygulama:
1-Öğrencilere küçük kağıtlar dağıtılır.
2-Kağıtlara cevabı evet/hayır ya da tek kelimelik olmayacak sorular yazmaları istenir. (Sorular bilgi soruları değil cevaplayanın kendi duygu ve düşünceleri ile yanıtlayabileceği tarzda olmalıdır.)
3-Öğrencilerin hazırladıkları sorular toplanarak soru sepetine atılır.
4-Daha sonra öğrenciler sıra ile gelerek sepetten bir soru çekip sesli olarak okur ve soruyu cevaplandırır.
5-Öğrencilerin mahrem soru sorma ihtimaline karşın cevaplamak istemediği bir soru çekmesi durumunda 3 pas hakkından birini kullanabilir.
Kemal AKBAYRAK
Sınıf Öğretmeni







Öğretmenin Vedası

Resim
Kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden Rize İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Hamdi YILMAZ anısına…
Özel hayatları çok bilinmez öğretmenin. Ne yeyip ne içer, nerede yaşar, kimseler bilmez, merak da etmez. Öğretmen hep işi ile gündemdedir. Okulu ile, öğrencisi ile bilinir. Okulu kadar, öğrencisi kadar öğretmendir, onlar küçüldükçe büyür öğretmen.

Hep mütevazıdır öğretmen. Oturduğu ev, bindiği araba, giydiği ayakkabı… Herkesinkine benzer. Herkes gibidir öğretmen. Herkestir öğretmen. Annedir, babadır, yârdir, yoldaştır, arkadaştır.

Bir tek vedası farklıdır öğretmenin. O herkes gibi veda etmez. Ölümü bir temsildir, törendir. Yıkanır, temizlenir, giydirilir…

Haberi çabuk duyulur, çabuk yayılır. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma ölmez öğretmen ölünce. Ateş yalnız bir ocağa düşmez. Koca bir “eğitim camiası yasta”dır artık, bir süreliğine. Öğretmen son kez temsil eder devletini kendi cenaze töreninde. Farklı olur bu törenler. Mesela normalde protokolde hep arkalardadır öğretmen. Ama bu gün değil. Bu…

Kitap Önerisi: Göçüp Gidenler Kolleksiyoncusu | Şermin YAŞAR

Resim
Göçüp Gidenler Kolleksiyoncusu | Şermin YAŞAR
Hayat ne biriktirir bizim için?
Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgârlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler… Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir…
Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri…

Bu cümleler ile sunulan kitap yazarın son yayımladığı öykü kitabı.
Öykü okuyucuları için bir çırpıda bitirebilecek bir kitap aslında... Yormuyor, sıkmıyor, bir tane daha diye diye çarçabuk bitiyor kitap.
Herkesin gördüğü, bildiği, ucundan kıyısından yaşadığı ya da yaşandığına şahitlik ettiği durumları/olayları abartısız bir kurgu ile sunmuş yazar bize. Azcık da olsa duygusal bir tarafınız var ise bir çok bölümde göz yaşı dökebilirsiniz.
Yaz…

Çocuğunuz sorunlu mu?

Resim
İki büyük ebeveyn korkusu vardır. İlki “ya çocuğum benim gibi olursa” korkusu, ikincisi “ya çocuğum benim gibi olamazsa” korkusudur. Her ne kadar her iki korkunun sahibi olan ebeveyn grubunun sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olsa da çocuk yetiştirmede uygulamaya çalıştıkları yöntem birebir aynıdır. Bu yöntemin doğal sonucu da “sorunlu” çocuklardır. Sorunlu (utangaç, zorba, yalan eğilimli, hırçın, inatçı, hantal, kıskanç, küfürbaz, düşük akademik başarılı, yüksek kaygılı) diye tabir edilen bütün çocukların asıl sorunu sahip oldukları ebeveynlerdir. İstisnai durumlar dışında yukarıda belirtilen tüm sorunların asıl kaynağı ne yazık ki aileden gelir. Okul bu sorunların gün yüzüne çıktığı, rüyanın bittiği, ebeveynin gerçeğe uyandığı mekândır. Öğretmense ne yazık ki rüyayı uzatabildiği ölçüde başarılı, uyandırdığı takdirde kötü sayılmaktadır. Çocuk doğar doğmaz hem ebeveynin hem de aile ile ilişkili diğer bireylerin sürekli övgüleri ile karşılaşır. O çok tatlıdır, cicidir, onun elbiseleri hep…

Çocuklar Neden Basit Sorunları Bile Çözerken Büyüklerinden Yardım İsterler?/ Enes SÜKÜT

Resim
Çocuklar genellikle bir sorun yaşadıklarında bu sorunu çözmeleri için anne ve babalarından, okulda ise öğretmenlerinden yardım isterler. Yaşanılan sorun, haklı olduğunu düşünen çocuk tarafından hemen otorite olarak görülen kişiye iletilir. Sorunun basit veya karmaşık olması önemli değildir.  Genellikle ortaya çıkan sorun üzerinde düşünülmeden ve soruna neden olan kişi ile konuşulmadan çözüm için hemen bir büyüğe başvurma yoluna gidilir.
      Çocukların zamanlarının büyük kısmını bir arada geçirdikleri sınıf ortamları, bu tip diyalogların en fazla yaşandığı yerlerdir. Özellikle derse girildiği zaman öğretmen kapıdan girer girmez  “Öğretmenim Ahmet bana şunu yaptı, bunu dedi.”  gibi cümleler gelmeye başlar. Evde de baba ve annenin işten dönme saatleri beklenir.
       Bu şikâyetler ilk bakışta masum gibi görünse de çocuğun ileride doğru davranışlar geliştirmesi açısından ciddi sıkıntılar taşımaktadır. Bu durumlarda sorunun çözümü ile ilgili başvurulan kişiler çözüme odaklanmak yerine şik…

Kitap Önerisi: En Güzel Öykünü Yaz, Christopher Edge

Resim
Christoper Edge'nin yazdığı Sumru Ağıryürüyen'in çevirisini yaptığı kitap özellikle yazar olmak isteyen çocuklar için hazırlanmış bir kitap. Konu nasıl seçilir, karakterler nasıl belirlenir, betimleme nasıl yapılır, öykü yazarken hangi bakış açıları kullanılır, önemli türler için olmazsa olmaz kelimeler nelerdir gibi bir çok soruya cevap verilmiş kitapta. Dizgisi ve seçilen görseller çok güzel. Baştan sona tekrar tekrar okunacak bir kitap. Ebeveyn rehberliğinde her bölümün uygulaması yaptırılarak ilerlenirse daha etkili olur.
Özellikle yaratıcı yazma dersleri veren öğretmenler de kitaptan faydalanabilirler.

Kitap Önerisi: Kalebozan Karlo-Eva MONTANARI

Resim
  Eva Montanari'nin yazıp çizdiği çok değerli bir kitap Kalebozan Karlo. Karlo, nasıl arkadaş edineceğini bilmeyen küçük bir çocuktur. Bu yalnızlık hissi onu diğer çocukların oyunlarını bozan saldırgan birine dönüştürmüştür.
        Bu hikayede doğru ebeveyn tutumunun çocuğa nasıl yansıdığını da görebileceksiniz. Çocuklarınızın severek okuyacağı/dinleyeceği türden bir hikaye. İyi okumalar.

Etkinlik Önerisi: Dengeli Çubuklar

Resim
DENGELİ ÇUBUKLAR

Malzemeler: Abeslang çubuklar, alüminyum folyo makarası (ya da herhangi bir silindir malzeme)

Yaş: 3+
Süre: İsteğe bağlı

Uygulama:

Alüminyum folyo silindiri dikey olarak masaya konulur. Abeslang çubuklar oyunculara eşit olarak dağıtılır. Sırasıyla herkes folyo silindiri üzerine bir çubuk bırakır. Çubuk bırakılırken tek el kullanılmalıdır. Çubuk yığını yıkılana kadar her tur bir tane çubuk bırakılır. Her oyuncunun 2 pas hakkı ve 1 geri çubuk alma hakkı vardır. Yığını deviren kişi kaybetmiş sayılır.
İyi eğlenceler.

Örnek Uygulama Videosu:

Kitap Önerisi: Fıtrat Pedagojisi-Hatice Kübra TONGAR

Resim
FIRAT PEDAGOJİSİ- Hatice Kübra TONGAR
HayyKitap'tan çıkan kitap yazarın önemli eserleri arasında yer alıyor. İlk basımı Şubat 2015'te gerçekleştirilen kitabın 2017 itibari ile 15. baskısı yapılmış durumda.
Sade ve akıcı bir anlatımla kaleme alınmış olan kitap özellikle okulöncesi dönemde çocuklara yaklaşımın karakter gelişimi üzerine olan etkilerinden detaylıca bahsetmiş.
İçinde bir çok örnek olay ve menkıbe de yer alan kitap sıkılmadan okuyabileceğiniz bir eser. Öncelik annelerimizde olmak üzere tüm ebeveynlerin okumasını öneririm.

Etkinlik Önerisi: Mantık Bulmaca (Araba Kimin?)

Resim
AÇIKLAMA: Mantık bulmaca verilen ipuçlarından hareketle eşleştirmelerin yapılmasına dayanan zeka oyunudur. Farklı seviyelerde hazırlanabilir. 7'den 70'e herkesin keyif alabileceği eğlenceli ve zor bir oyundur.
Yaş: 7-9
Süre: 20 dk
Dört arkadaş farklı yıllarda farklı model arabalar satın alıyorlar. Sizden istediğim kimin hangi arabayı kaç yılında aldığını bulup tabloya yerleştirmeniz.
İyi eğlenceler.
Arkadaşlar: Ali, Ayşenur, Zeynep ve Metin
Arabalar: Jaguar, Mercedes, BMW ve Aston Martin
Arabaların alındığı yıllar: 2010, 2011, 2012 ve 2013
İPUÇLARI:
1-Ayşenur arabasını 2010 yılında aldı ama arabası Mercedes veya Aston Martin değildir.
2- En son satın alınan araba BMW'dir.
3- Ali arabasını Zeynep ve Metin'den önce almıştır.
4-Arabasını en son alan kişi erkek değildir.
5-Metin'in arabasının ismi 8 harflidir.



Etkinlik Önerisi: Küçük Sandalye

Resim
Küçük Sandalye Etkinliği
Yaş: 7-12
Süre : 80 dk
Malzemeler: Silikon tabancası, tahta çay kaşığı, boya (isteğe bağlı)
Uygulama:
Hazırlık aşamasında çocukla evdeki sandalyelerin incelemesi yapılmalıdır. Bağlantı noktaları fark ettirilmeli, hangi parçanın neden gerekli olduğu üzerine fikir yürütmesi sağlanmalıdır.
Daha sonra internetten farklı sandalye modelleri üzerine araştırma yapması sağlanmalı, hangi sandalyeyi neden daha çok beğendiği üzerini fikirleri alınmalıdır. Son olarak 'sen bir tasarımcı olsaydın nasıl bir sandalye tasarlardın' sorusu ile tasarımını kağıda dökmesi istenmelidir.
40-50 adet ahşap çay kaşığı ve silikon tabancası yardımı ile çizimini yaptığı tasarımı hayata geçirmesi için yardımcı olunmalıdır.
Silikon tabancası kullanırken yetişkin desteği almalıdır.
Çalışmasını tamamladıktan sonra dilerse boyaması istenebilir.
İyi eğlenceler.






Verimli Bir Yaz Tatili İçin Ne Yapmalı?

Resim
Yaz tatili; hem eğitimciler hem de öğrenciler için iple çekilesi, sürece uzun, görece kısa, çabuk geçen sayılı günler toplamıdır. Bu günler yaz mevsimi içerisine denk gelmesi nedeniyledir ki bu ismi almıştır. Bütün yıl rüşvet alarak ödev yapan çocuklar için yaz tatili bilgisayar başında geçirilecek uzun saatlerde, çar kasma, elmas toplama, level atlama veya pes turnuvaları demek. Rüşvet vermeyip otoritesini konuşturan kahraman anne-babalarımız var ki onların çocukları için yaz tatili ekstra test kitapları, 100 ile geçemediği dersler için özel ders seansları, yeni sezon hazırlık kampları vs. demek. Ne öyle olsun ne de böyle diyorsanız “onlar” için birkaç önerim var. 1-Gençlik Merkezleri Kampları Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde bulunan ve son yıllarda sayıları gittikçe artan gençlik merkezleri, yaz tatilini verimli geçirmek için çocuklar ve gençler için önemli bir fırsat. Faaliyetlerin tamamen ücretsiz olması fırsat eşitliği açısından takdir edilesi bir durum... Kamplar genellikle b…

Astrolog Talebi Çoksa Bir Ülkenin Astronota İhtiyacı Yoktur

Resim
Zaman zaman genç sporcularımızın uluslararası yarışmalarda büyük başarılara imza attığına tanıklık ederiz. Organizasyonların yaş seviyesi yükseldikçe başarı hikâyelerinin sayısı azalır ve profesyonel düzeye çıktığında minimuma iner. Geleceğin Messi’si, Ronaldo’su diye 16-17 yaşlarında videolarını izleyip hayran kaldığımız genç yeteneklerin büyük umutlar ve bol sıfırlı kontratlardan sonra yok oluşlarına tanıklık ederiz. Aynı durum öğretmenler için de geçerlidir. Yüksek not ortalaması, garip isimli sınavlar… En iyilerini seçtiğini düşünen sistem daha birkaç yıl geçmeden öğretmenlerin kalitesizliğinden dert yanar. Peki bunun sebebi nedir? Amacı sadece milli olmak ya da profesyonel sözleşme imzalamak olan sporcular gibi amacı sadece atanmak olan öğretmenlerin de uzun vadede size başarı getirmesini bekleyemezsiniz. Bu şekilde seçtiğiniz öğretmenlerin kendisinden 1 yıl sonra atanan meslektaşlarına “Bizden geçti evlat, bayrağı siz devralmalısınız” diyerek etrafına nasıl da ışık saçtığını görebil…

Ödev Nedir, Neden Verilir?

Resim
Eğitim sistemimizin en önemli çıkmazlarından bir tanesidir ödev. Verilmeli mi, verilmemeli mi, verilecekse ne kadar verilmeli, ne zaman verilmeli, kime verilmeli, nasıl verilmeli? Ödev çilesinin ilkokulda başladığını düşünenlerdenseniz yanıldınız ki artık “boyama ödevi” diye bir ödev var, kreş ve anaokullarında oldukça popüler olan. Tanım olarak okulda yarım kalan atomu parçalama deneyinin mutfakta tamamlanması ya da yer çekimsiz ortamda yürüme pratiklerinin salonda devam ettirilmesi değilse de öğretmenlerin gözünde yaklaşık bir amaca hizmet ettiği kanısıyla ısrarla verilmeye devam eden klasik öğrenci ritüelidir. Velilerin bir öğretmenin kalitesini hesaplarken kullandığı “(Ödevin toplam sayfa sayısı x ödev için harcanan süre)/ Ödev verilmeyen gün sayısı= Öğretmen Kalitesi” formülünden olsa gerek ki öğretmenlerimizin kalitesizlik korkusu bu ritüeli devam ettiriyor. Her Gün Amansızca Verilmeye Devam Edilen Ödevin Nedenlerine Bir Göz Atalım. Öğrenilenler Unutulmasın İki şey çabuk unutulur…