Yayınlar

Etkinlik Önerisi: Küçük Sandalye

Resim
Küçük Sandalye Etkinliği
Yaş: 7-12
Süre : 80 dk
Malzemeler: Silikon tabancası, tahta çay kaşığı, boya (isteğe bağlı)
Uygulama:
Hazırlık aşamasında çocukla evdeki sandalyelerin incelemesi yapılmalıdır. Bağlantı noktaları fark ettirilmeli, hangi parçanın neden gerekli olduğu üzerine fikir yürütmesi sağlanmalıdır.
Daha sonra internetten farklı sandalye modelleri üzerine araştırma yapması sağlanmalı, hangi sandalyeyi neden daha çok beğendiği üzerini fikirleri alınmalıdır. Son olarak 'sen bir tasarımcı olsaydın nasıl bir sandalye tasarlardın' sorusu ile tasarımını kağıda dökmesi istenmelidir.
40-50 adet ahşap çay kaşığı ve silikon tabancası yardımı ile çizimini yaptığı tasarımı hayata geçirmesi için yardımcı olunmalıdır.
Silikon tabancası kullanırken yetişkin desteği almalıdır.
Çalışmasını tamamladıktan sonra dilerse boyaması istenebilir.
İyi eğlenceler.






Verimli Bir Yaz Tatili İçin Ne Yapmalı?

Resim
Yaz tatili; hem eğitimciler hem de öğrenciler için iple çekilesi, sürece uzun, görece kısa, çabuk geçen sayılı günler toplamıdır. Bu günler yaz mevsimi içerisine denk gelmesi nedeniyledir ki bu ismi almıştır. Bütün yıl rüşvet alarak ödev yapan çocuklar için yaz tatili bilgisayar başında geçirilecek uzun saatlerde, çar kasma, elmas toplama, level atlama veya pes turnuvaları demek. Rüşvet vermeyip otoritesini konuşturan kahraman anne-babalarımız var ki onların çocukları için yaz tatili ekstra test kitapları, 100 ile geçemediği dersler için özel ders seansları, yeni sezon hazırlık kampları vs. demek. Ne öyle olsun ne de böyle diyorsanız “onlar” için birkaç önerim var. 1-Gençlik Merkezleri Kampları Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde bulunan ve son yıllarda sayıları gittikçe artan gençlik merkezleri, yaz tatilini verimli geçirmek için çocuklar ve gençler için önemli bir fırsat. Faaliyetlerin tamamen ücretsiz olması fırsat eşitliği açısından takdir edilesi bir durum... Kamplar genellikle b…

Astrolog Talebi Çoksa Bir Ülkenin Astronota İhtiyacı Yoktur

Resim
Zaman zaman genç sporcularımızın uluslararası yarışmalarda büyük başarılara imza attığına tanıklık ederiz. Organizasyonların yaş seviyesi yükseldikçe başarı hikâyelerinin sayısı azalır ve profesyonel düzeye çıktığında minimuma iner. Geleceğin Messi’si, Ronaldo’su diye 16-17 yaşlarında videolarını izleyip hayran kaldığımız genç yeteneklerin büyük umutlar ve bol sıfırlı kontratlardan sonra yok oluşlarına tanıklık ederiz. Aynı durum öğretmenler için de geçerlidir. Yüksek not ortalaması, garip isimli sınavlar… En iyilerini seçtiğini düşünen sistem daha birkaç yıl geçmeden öğretmenlerin kalitesizliğinden dert yanar. Peki bunun sebebi nedir? Amacı sadece milli olmak ya da profesyonel sözleşme imzalamak olan sporcular gibi amacı sadece atanmak olan öğretmenlerin de uzun vadede size başarı getirmesini bekleyemezsiniz. Bu şekilde seçtiğiniz öğretmenlerin kendisinden 1 yıl sonra atanan meslektaşlarına “Bizden geçti evlat, bayrağı siz devralmalısınız” diyerek etrafına nasıl da ışık saçtığını görebil…

Ödev Nedir, Neden Verilir?

Resim
Eğitim sistemimizin en önemli çıkmazlarından bir tanesidir ödev. Verilmeli mi, verilmemeli mi, verilecekse ne kadar verilmeli, ne zaman verilmeli, kime verilmeli, nasıl verilmeli? Ödev çilesinin ilkokulda başladığını düşünenlerdenseniz yanıldınız ki artık “boyama ödevi” diye bir ödev var, kreş ve anaokullarında oldukça popüler olan. Tanım olarak okulda yarım kalan atomu parçalama deneyinin mutfakta tamamlanması ya da yer çekimsiz ortamda yürüme pratiklerinin salonda devam ettirilmesi değilse de öğretmenlerin gözünde yaklaşık bir amaca hizmet ettiği kanısıyla ısrarla verilmeye devam eden klasik öğrenci ritüelidir. Velilerin bir öğretmenin kalitesini hesaplarken kullandığı “(Ödevin toplam sayfa sayısı x ödev için harcanan süre)/ Ödev verilmeyen gün sayısı= Öğretmen Kalitesi” formülünden olsa gerek ki öğretmenlerimizin kalitesizlik korkusu bu ritüeli devam ettiriyor. Her Gün Amansızca Verilmeye Devam Edilen Ödevin Nedenlerine Bir Göz Atalım. Öğrenilenler Unutulmasın İki şey çabuk unutulur…

Enes SÜKÜT | Test Odaklı Eğitim Sisteminin Zararları Nelerdir?

Resim
Günümüz eğitim sistemini içinden çıkılmaz bir hale getiren ölçme aracı; TESTÖğretmenlerin sıkı sıkıya bağlandıkları, derslerinde ana odağa yerleştirdikleri, olmazsa olmaz olarak gördükleri bu ölçme aracı, artık bir ders işleme yöntemi haline gelmiş durumda. Öğretmenler derslerini test çözerek yapılandırıyor. Drama, tartışma, beyin fırtınası, deney, gösterip yaptırma, örnek olay inceleme vb. yöntem ve teknikler kenara atılmış durumda. Her ne kadar sorun sınav sistemine bağlansa da bu işin mazeret kısmı tabi. Ticari kaygılar gözetilerek, eğitim ilkelerine dikkat edilmeden hazırlanan bir test kitabının alınması ve bunun öğrenciler tarafından çözülmesi rahat bir durum öğretmen açısından. Sınıf içinde yapılan bu uygulama evlere de taşınmış durumda. Öğretmenler, sınıf seviyesi gözetmeden hazırlanmış bu kaynakları artık ödev kitabı olarak kullanıyorlar. Belirtilen sayfa aralığını yapan öğrenci sınıfın en çalışkan öğrencisi konumuna geliyor. Aylık yapılan sözde deneme sınavlarıyla da öğrenciler…

Mafevkine Mütebasbıs Madununa Müstebit

Resim
Eskice bir deyimmiş. Meali ‘Üstekine yaltaklanıp alttakini ezmek’. İş hayatında yükselebilmek adına sahip olmanız gereken onlarca vasıf vardır. Diploma, daha çok diploma, yabancı dil, tecrübe, teknolojik okur-yazarlık,  vs. Tüm bunlardan önce bilmeniz gereken bir şey daha var ki işte tam da budur ‘Mafevkine mütebasbıs, madununa müstebit’. Telaffuz etmesi bir hayli zor olsa da herkesin az çok yaşayıp yaşattığı bir kavram aslında. Özel sektörde kamuya nispeten son yıllarda azalma gösteren (özellikle insan odaklı çalışan çok uluslu şirketlerin ülkemizde boy göstermeye başladığı birkaç yıldan beri) bu durum hali hazırda kamu kurumlarımızın hiyerarşik yapısının vazgeçilmezleri arasındadır. Amirini yağlama, yaltaklanma vb. Mülakat, her ne kadar sözlük anlamı ‘görüşme’ olsa da atama ve görevde yükselme literatüründe ‘torpil’ ile eş anlamlıdır. Hal böyle iken çalışan kariyerinde kendisini bir adım öteye taşımak için kendini geliştirme, yetiştirme yollarını terk edip, amirine, işverenine yaltaklan…

Özel Yetenekli Çocuklardan Öğrendiğim 15 Şey

Resim
Yaklaşık altı aydır sadece özel yetenekli çocuklara eğitim veren bir kamu kurumunda Sınıf Öğretmeni olarak çalışıyorum. İlk olarak söylemem gereken, bu kısa sürede onlardan çok şey öğrendiğim ve onlar için daha çok şey öğrenmem gerektiği gerçeği. Özel yetenekli çocuk en basit tanımı ile halk arasında ‘büyümüş de küçülmüş’ diye tabir edilen çocuklardır. Akademik olarak “insanlık yaşamı için temel değeri olan alanlarda gösterilen olağanüstü başarı veya performans’ (SAK, 2011) olarak tanımlayabiliriz. Yönetmelikteki tanımı ise “Zekâ, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği uzmanlar tarafından belirlenen çocuklar ve öğrencilerdir.” şeklindedir. Dünya nüfusunun sadece yüzde üçünün özel yetenekli olduğu dikkate alınacak olursa böyle bir çocuğa sahip olan ailelerin şanslı olduğunun düşünülmesi gayet doğaldır. Ya da öğretmenler için sınıfında özel yetenekli bir öğrencinin oluşu bir avantaj olarak görülebilir. An…

Adaleti Masallarda Ararken

Resim
İşim gereği masallarla fazlaca içli dışlıyım. Malumunuz çocuklara okuma alışkanlığı kazandırabilmek adına hoşlarına gidebilecek ne varsa arayıp bulmak, onlara ulaştırmak biz öğretmenlerin asli görevlerinden. 
Yine yakın zamanlarda karşıma çıkan ve bir hayli etkilendiğim bir masalı sizlerle paylaşmak istedim. 

        Bir gün aslan, kurt ve tilki kanki olmuşlar. Ormanda yaşayan diğer garibanlar şaşırmış bu duruma. Bu üç arkadaş çıkmışlar avlanmaya. Günün sonunda bir öküz, bir keçi, bir de tavşan avlayabilen üç kafadar dönmüşler saraylarına.
Aslan kankisi kurda dönerek ‘Haydi bakalım, paylaştır şu avları da karnımızı doyuralım’ demiş. Kurt bir cesaret atılmış, başlamış paylaştırmaya. 
‘ Ey sultanım, bu koca öküz sizin olsun, keçiyi ben alayım, tavşan da tilki kardeşimizin olsun.’ Aslan kükremiş bir anda. 
‘Bre küstah, bu ne biçim paylaştırma. Ne istedin de vermedim sana,’ demiş ve bir pençe ile kankisi kurdu sermiş yere. 
Dönmüş bu sefer küçük kankisi tilkiye. ‘ Öyle aval aval ne bakarsın, ha…

Türkiye'de Öğretmen Olmak

Resim
Milletleri kurtaran yalnız ve ancak öğretmenlerdir demiş Ulu Önder, tüm ileri görüşlülüğüne rağmen görememiş yetişen öğretmenlerin günü kurtarma gayesini…  Kandile benzetmiş kimi de biz öğretmenleri, tüketirken kendimizi tüketmişiz tüm genç beyinleri… Harlanmamış ateşimiz. Ne ışık olabilmişiz, ne de kör karanlık. Ateş böceği misali, sessiz sedasız gün saymışız…  Tanrı sanatıdır demiş öğretmenlik için Hz. Ali ve eklemiş; Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum…Hz. Ali’nin övgüsü de yetmedi bize.  Diyojen, şerefle bahsetmiş hep bizlerden, fedakar ve değerli olduğumuz da söylenir çoğu zaman. Sanatkarızdır aynı zamanda, öyle derler. Geleceği şekillendiren mimarlar gibiyiz. Öyle miyiz?  Socrates, dünyada yalnız öğretmenlerin eserlerine kıymet biçememiş, eserimiz ortada, değil mi? Askerden çok güvenmişler bizlere, top tüfek de neymiş, fedakar, cefakar öğretmenler varsa, kazanılamayacak savaş mı var? Sahi kazandık, değil mi?  Tüm bunlara eklemiş Almanlar, ‘ Öğretmen nasılsa sınıfı da öyledi…

İlkokul Birinci Sınıf (1. Sınıf) Öğretmenlerine 9 Öneri

Resim
İlk kez 1. sınıf okuyan çocuk büyüdüğünü, anne-baba yaşlandığını, öğretmen ise gerçekten öğretmen olduğunu anlar. Kaç yıl kreşe ya da anaokuluna gittiğinin bir önemi yoktur, okulun ilk günü dendi mi 1. sınıfa başladığın gün gelir aklına…Ülkemizde 1. sınıf programı ilk okuma yazma, temel matematik ve kısmen yaşam becerileri üzerine kurulmuştur. Bunların dışında ilk yıl; oyun ve fiziki etkinliklere, görsel sanatlara ve müziğe yer verilmiş gibi görünse de öğretmenlerin üzerindeki baskı nedeniyle büyük oranda ilk okuma yazma etkinlikleri ile geçer. 

Özellikle ilk kez 1. sınıf okutan öğretmenler ve ilk çocuğunu okula gönderen aileler sürecin bu hale dönüşmesinde etkili oluyor. Yoğun okuma yazma çalışmalarından oluşan eğitimin olumsuz yanı çocukların, okula karşı olumsuz tutum geliştirmelerine, agresifliğe, öz güven kırılmasına ve hatta şiddet eğilimli bireylere dönüşmelerine neden olmasıdır. Öğretmenlerimiz ve anne-babalar el birliği ile sadece bir yılda buna sebep olabiliyorlar. Farkında o…

Küçük Çocuklara Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

Resim
Okul kütüphaneleri nerededir hiç merak ettiniz mi? Genellikle okul binaların en üst katlarında, gün içerisinde çocukların önlerine çıkmayacak yerlerde olur. Bakmayın isminin kütüphane oluşuna, okumaya, araştırmaya pek de hizmet eder nitelikte değillerdir zaten. En az yirmi yıllık kitaplarla doludur bu kütüphaneler. Kitapların birçoğu da gazetelerin satışlarını artırmak amacıyla dağıttığı özendirme kitaplarıdır. Bir keresinde bir ilkokul kütüphanesinde ‘1961 Anayasanın Getirdiği Yenilikler’ isimli bir kitaba rastlamıştım. En büyüğü 12 yaşında olan ilkokul çocuklarının bu kitabı okuyabilmek için sıraya girdiklerine eminim (?). Aynı durum ev ortamı için de geçerlidir. Sepetler dolusu oyuncağı olan çocukların kendilerine ait bir kitaplığı olmaz çoğu zaman. Günde ortalama 5 saat televizyon izlenip yılda sadece 6 saat kitap okunan bir ülkede ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitapların 235.sırada olması sizce de normal değil midir? 5 adımda çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz.
Çoc…